Coğrafya

Anasayfa > Coğrafya

Edirne Coğrafyası

  

Marmara Bölgesinin Trakya kısmında yer alan; Türkiye’nin Avrupa yakasında ikinci büyük ve serhat şehri. Sınır kapısı, “Bursa’nın oğlu, İstanbul’un babası” olarak vasıflandırılan ve Osmanlı Devletinin ikinci başkenti ve “müze şehir” Edirne’nin doğusunda Kırklareli ve Tekirdağ, güneydoğusunda Çanakkale, batısında Yunanistan, kuzeybatısında Bulgaristan, güneyinde ise Ege Denizi bulunmaktadır. 2012 yılı itibariyle İstanbul, Çorlu ve Tekirdağ'dan sonra Türkiye Trakyası'nın dördüncü büyük kentidir. Yüzölçümü 6.276 km² olan Edirne'nin, deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 41 metredir. Edirne, idari olarak, biri merkez ilçe olmak üzere 8 ilçe ve 248 köyden oluşmaktadır. İl toprakları 40°30’ ve 42° 00’ kuzey enlemleri ile, 26°00’ ve 27°00’ doğu boylamları arasında yer alır.Trafik kod numarası 22’dir.



Jeolojik Yapı

Edirne’nin jeolojik yapısı paleolitik birinci zamanına ait bir kütle olan Istranca (Yıldız) Dağları’nın çekirdek granit ve grasis diye adlandırılan eski kristal nitelikli billuri kayalık yapılaşmalardan meydana gelmiştir. Edirne ilinde Meriç Havzası metamorfik ve tortul kütleleri dağınık olarak şekillenmektedir.



Tektonik Yapı

Edirne ilinin tektonik yapısı incelendiğinde, Türkiye’nin en önemli tektonik unsuru olan ve yaklaşık 1200 km uzunluğa sahip olan Kuzey Anadolu Fayı ile ilişkilidir. İlin güneyinden Kuzey Anadolu Fayı’nın batı uzantılarından biri olan Saros-Gaziköy Fayı yer almaktadır. Bu fay Saros Körfezi’nin güney kıyısından geçmektedir. Bu durum, Edirne ilinin güney bölümünün, orta ve kuzey bölümlerine göre daha aktif bir tektonik özelliğe neden olmuştur. Edirne ili kuzeyden güneye doğru 4., 3., 2. ve 1. derece deprem kuşaklarında yer almaktadır.



YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Trakya’nın batısını teşkil eden Edirne toprakları, geniş düzlükler ve basık tepelerden meydana gelir. Arâzinin % 78’i platolar, % 5’i dağ ve yaylalar ve % 17’si ovalardan ibârettir.Akarsu ve göl bakımından da zengin sayılır. % 25’i orman ve fundalıklarla kaplıdır.  Edirne ili, Trakya Yarımadasında; kuzeyde Istranca Dağları, güneyinde Koru Dağları ve Ege Denizi-Saroz Körfezi, batısında Meriç Nehri ve Meriç Ovası, doğusunda da Ergene Ovasını içine almakta olup, il topraklarının % 80'i tarıma elverişlidir. Türkiye'nin batı sınır topraklarının önemli bir bölümünü içine alan ilin Bulgaristan'la 88km'lik bir sınırı vardır. Bulgaristan'la olan sınır, Kırklareli il sınırından başlayarak, Tunca Irmağı'nı kesip, güneybatı yönünde uzanarak Meriç Irmağı'nda sona ermektedir. Burada, Türk, Bulgar ve Yunan sınırları birleşmektedir. Meriç Irmağı, ilin Yunanistan'la sınırını oluşturur. Irmağın doğu yakası Edirne, batı yakası Yunanistan'dır. Edirne-Yunanistan sınırının uzunluğu 204 km'dir. Bu sınır, Enez'de sona ermektedir. Balkan Yarımadası'nın güneydoğu kesimindeki Trakya Bölgesinde yer alan Edirne ili, yeryüzü şekilleri bakımından çeşitlilik gösterir. Bu çeşitliliği, farklı yükseltiler gösteren dağ ve tepeler ile, daha az yükseltide olan platolar ve ovalar oluşturur. İlin kuzey ve kuzeydoğusu ile güney ve güneydoğusu dağlar ve platolar ile kaplıdır. İlin önemli akarsularından olan Meriç, Tunca, Arda ve Ergene nehirlerinin debileri Mart-Nisan aylarında yoğun yağışlara bağlı olarak maksimum seviyeye ulaşmaktadır. Yaz aylarında da normal debilerini muhafaza etmektedir. Yörenin en önemli tarım potansiyeli olan çeltik ekim ve sulama zamanlarında ise nehir debileri en az seviyeye ulaşmaktadır. Edirne, akarsular dışında kalan yüzey sularını, doğal göller, barajlar, rezervuarlar ve göletler oluşturmaktadır. Doğal göllerin başlıcaları Meriç'in denize döküldüğü Enez yöresindedir. Bu göller gala, Dalyan, Taşaltı, Tuzla, Bücürmene, Sığırcık ve Pamuklu gölleridir.



DAĞLAR

Bellibaşlı dört dağ silsilesi vardır. Istıranca Dağları, Uzunköprü Dağları, Koru Dağları, ve Çandır Dağları. En yüksek yer Korudağ (Yerli Su Tepesi) 720 metredir. Diğer dağların yüksekliği azdır. Bakacak Kuletepesi (590 m), Çandır Tepe (385 m), Süleymâniye Tepesi (378 m), Hasır Tepesi (385 m) ve Hızır İlyas Tepesi (378 m)dir. Dağlar orman ve fundalıklarla kaplıdır. 



Istranca Dağı



 İstanbul Boğazı’nda Karadeniz Dağ Sırası’ndan ayrılan ve Karadeniz kıyısı boyunca Bulgaristan sınırına doğru uzanan Istranca Dağları’nın yükseltileri; Tunca Havzası’na yaklaştıkça azalır. Istranca Dağları’nın en yüksek yeri il sınırları dışında, Kırklareli ile Demirköy arasındadır. Buralarda bile, ortalama yükseltisi 1.000 m’yi geçmez. Trakya’nın kuzeydoğusundan Edirne topraklarına giren Istranca Dağları’nın yükseltileri azalır ve Lalapaşa ilçe sınırları içinde bir plato görünümü egemen olmaya başlar. Istranca Dağları’nın yüksekliği, Bulgaristan sınırı -yakınındaki Bakacak Kule Tepesi’nde 590 m’ye ulaşır. Aynı zamanda daha dalgalı olan bu platonun yükseltisi güneybatıya doğru küçük akarsu vadileri oluşturarak azalır. Lalapaşa yöresinde 250 m’nin altına düşer. Istranca Dağ kütlesi, güneyden Ergene Havzası’na inen akarsularla parçalanmıştır. Genellikle granit ve gnays ana kayaları üzerinde yer alan ve dalgalı bir yapısı olan bu kesimlerde, orman örtüsü altında, sığ ve kalkersiz kahverengi orman topraklarına rastlanır. Şiddetli erozyona uğrayan tepelerde bu örtü seyrekleşmiş ya da tümüyle ortadan kalkmıştır.



Koru Dağları

Koru Dağları: Trakya’daki ikinci dağ sırası olan bu yükselti Tekirdağ-Şarköy arasında Işıklar dağı, Saros körfezi boyunca ise Koru Dağları adını alarak güneybetı yönünde körfeze doğru sokulur. Edirne İli’nin tekdüze görünümlü kesimini oluşturan Ergene Havzası, güneyden Koru Dağları ile sınırlanır. Ergene Havzası’nın güneyi, ortalama yükseltisi 150-200 m’yi geçmeyen hafif dalgalı bir platodur. Koru Dağları’na yaklaştıkça yükselti artmaya başlar. En yüksek noktası Yerli Su Tepe (725 m) olan Koru Dağları’nın Ergene Havzası’na ve Saros Körfezi’ne bakan yamaçları eğim açısından birbirinden çok farklıdır. Saros Körfezi’ne bakan yönü dik yamaçlarla kaplıdır.



Çandır Dağları

Çandır Dağları: Koru Dağ Sırası, İpsala ile Enez sınırında yeniden yükselerek, körfeze koşut uzanan Çandır Dağları’nı oluşturur. Volkanik kayaçlardan oluşan Çandır Dağları’nın en yüksek noktası, Çandır Tepe (385 m)’dir.



Uzunköprü Dağı

Uzunköprü Dağları: Uzunköprü İlçesi’nin güneydoğusunu kaplar. Meşe ve fundalıklarla örtülüdür. En yüksek yeri Süleymaniye Tepesi’dir (378 m). Edirne İli’nin Ergene Vadisi ile Istranca Dağları arasında kalan bölümü, kuzey-güney doğrultusunda uzanan vadilerle parçalanmıştır. Bu vadiler arasında, aynı doğrultuda, az yükseltili sırtlar uzanır. Sırtlar, kuzeydoğuda ortalama, 100 m yüksekliktedir. Sarmısaklı sırtlarında 128 m olan yükselti, Söğütlü Tepe’de 112 m’dir. Uzunköprü’ye yaklaşıldıkça 40 m’nin altına düşer. Aşağı Ergene Vadisi ile Meriç Irmağı arasında kalan kesimde, basık tepelerden oluşan bir yüzey şekli egemendir. Yörenin en yüksek noktaları, Kavaklı Kasabası’nın kuzeydoğusunda Çanakçıtepe (123 m) ve bunun güneyinde Sarıkaya’dır (125 m).



TEPELER

Kuzeydeki dağlık bölgelerden sürüklenerek gelen çakıllar, Meriç boyuna ve daha güneyde Sinekli Suyu’na dek sürer. Bunlar birkaç metre kalınlığında hafif dalgalı bir alan oluşturur; o yörede bu örtünün kalınlığı 20 m’yi aşar.



OVALAR

Kazanova ve Tunca Ovaları alüvyonlarla kaplı verimli ovalardır. Yalnızca, Tunca ve Meriç ırmaklarıyla ona karışan Arda’nın geçtiği yerler balçıklı topraklarla kaplıdır. Buralarda taban suyu yer yer yüksek olduğundan verim düşüktür. Bu ovalarda erozyon sorunu yoktur. Ancak bu ovalardaki, alüvyal topraklar fosfor bakımından yoksuldur. Bunun nedeni, organik madde oranının oldukça düşük, kil oranının ise yüksek oluşudur. Yörede genellikle sulu tarım yapılmakta ve sebze, meyve, çeltik, mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, yonca, bakla ve bezelye yetiştirilmektedir. Kuru tarım yapılan alanlarda ise ayçiçeği, mısır, buğday, arpa, üzüm, tütün, fiğ, korunga, nohut ve mercimek üretilmektedir.



Ergene Ovası



Ova, Ergene Vadisi’nin tümünü Uzunköprü ve Meriç ilçe topraklarının ise bir bölümünü kaplar. Ergene ırmağı taştığı zaman ovaya mil taşır; bu nedenle ova toprakları çok verimli olup, her çeşit bitkisel üretime elverişlidir. Ergene Ovası’nın Uzunköprü ilçe sınırları içinde kalan bölümü, taşınma maddelerden oluşmuş, dolma bir yapıdadır. Marmara Bölgesi’ndeki tektonik olaylar sonucu alçalmaya uğramıştır. Ergene Vadisi’ne doğru uzanan bu yüzeyin, hafif eğimi üzerindeki yayvan sırtlar birbirinden, Ergene Ovası’nın geniş tabanlı düzlükleriyle ayrılır. Havza, akarsularla parçalanmış eski bir birikinti alanıdır. Bu yapı, ovanın Uzunköprü’ye yakın bölümlerinde artezyen kuyuları açılmasına olanak sağlar. Ergene Ovası’nın, Meriç ilçesi sınırları içinde kalan bölümleri alüvyal topraklarla kaplıdır. Burası, Meriç ve Ergene ırmakları arasında bir yarımada biçimindedir.Ova topraklarının bir bölümü, kesintisiz olarak, bataklıklar durumunda uzanır gider. Denizden yüksekliği yaklaşık, 20-25 m arasında değişir. Ergene Ovası’nda genellikle sulu tarım yapılmakta, çeltik, pancar, ayçiçeği, mısır, kabak ve özellikle bostan üretilmektedir.



İpsala Ovası

 Ova Meriç Vadisi’ni kaplar. İpsala ilçesi topraklarının çoğunu kaplayan, ilin bu en büyük ovası Enez’e dek uzanır. Yer yer taşınma ovası karakteri gösteren bir peneplendir. Ergene ve Meriç ovalarına doğru inildikçe alüvyal topraklar başlar. Bu arada volkan tüflerine de  rastlanır. Bu oluşumların en çok yer aldığı bölüm, Balabancık köyü yakınlarıdır. Ova’nın Enez’e doğru sokulan bölümü, alüvyal topraklarla kaplıdır. Alüvyal, kalkersiz kahverengi ve vertisol topraklarla kaplı ovada, sulu ve kuru tarım yapılmakradır. Sulu tarımda sebze, meyve, çeltik, mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, yonca, bakla ve bezelye yetiştirilmektedir. Kuru tarımda ise, tahıl, mısır, ayçiçeği, nohut, mercimek, korunga, fiğ, burçak, kavun ve karpuz üretilmektedir.



YAYLALAR

Edirne İli’nde yaylalık alan yoktur. Ancak, yayla kapsamı içinde düşünülebilecek küçük alanlar vardır. Bunlar, Enez İlçesi’nde Çandır, Hisarlı ve Yazır; Keşan İlçesi’nde Yerlisu; Lalapaşa İlçesi’nde Ömeroba ve Süleymendanişment yaylalarıdır. Bu yaylaların tümü su kaynakları açısından zengindir.



VADİLER

Edirne İli’nde üç önemli vadi bulunmaktadır. Bunlar Tunca, Meriç ve Ergene vadileridir. İl’in önemli ve verimli ovaları bu vadilerde toplanmış durumdadır.



Meriç Vadisi:

 Trakya Bölgesi’ndeki Meriç Havza’sı, kuzeyde Bulgaristan ve Istranca Dağları’nın su bölümü sınırına dayanmakta; doğuda Vize, Saray ve Çerkezköy ilçelerini içine almakta; güneyde ise Çorlu ilçesi ve Tekirdağ İli’nin kuzeyinden geçerek Saros Körfezi’ne dek ulaşmaktadır. Havzanın sularını Meriç, Tunca ve Ergene vadilerinden akan akarsular boşaltır. Meriç Vadisi, Meriç’in yatağını oyması sonucu oluşmaktadır. Bulgaristan topraklarında başlar ve Ege denizine dek sürer. Meriç Vadisi, Rodop Dağları ile Istranca Dağları’nın birbirine yaklaştığı Edirne İli’nin kuzeyinde dik ve derindir. İl sınırlarına girdikten sonra vadinin tabanı genişler. Bu kesimde Meriç Vadisi’nin geniş tabanı üzerinde Kazanova Ovası yer alır. Daha sonra vadi tabanı biraz daralır. Meriç’in bu yörelerdeki vadi tabanını Hadımağa, Üyüklütatar, Doyran ve Elçili ovacıkları kaplar. Meriç İlçesi sınırları içinde yeniden genişleyen vadi, yer yer daralıp genişleyerek İpsala-Enez ilçe sınırını çizer ve Ege Denizi’ne ulaşır.



Ergene Vadisi:

 Ergene Irmağı’nın aktığı vadidir. Istranca Dağları’nın batı eteklerinden başlar. Önce dar ve dik olan vadi, Edirne İl sınırına girdikten sonra geniş düzlükler oluşturur. Bu düzlüklerde Ergene Ovası yer alır. Ergene Vadisi, Meriç-İpsala sınırında Meriç Vadisi ile birleşir.



Tunca Vadisi:

 Istranca Dağları’nın İl sınırları içine giren bölümünde, Tunca Irmağı’nca oyulmuş bir vadidir. Vadi öceleri dar iken, Edirne Kenti’ne doğru yaklaşıldıkça tabanı genişler. Tunca Ovası bu geniş taban üzerinde bulunur. İl’de bu vadilerin dışında, özellikle dalgalı plato alanlarında, az yükseltili sırtlardan sonra başlayan, akarsularca oyulmuş pek çok vadi vardır.



AKARSULAR

Edirne, akarsu bakımından zengin, fakat su rejimleri düzensiz ve kontrolsüzdür. İlkbahar ve sonbaharda taşmalar olur. Başlıca akarsuları şunlardır: 



Meriç Nehri



Bulgaristan’dan doğar; bir süre Yunanistan-Bulgaristan ve Türkiye-Yunanistan hududunu teşkil ederek güney-doğuya doğru akar. Edirne yakınında, önce Arda ile sonra da Tunca nehri ile birleşir. Edirne’den sonra güney istikametinde akar ve Dimetoka yakınında Yunanistan’dan gelen Kopkino Nehrini alır, bir müddet güney-batı istikametinde ilerledikten sonra tekrar güneye döner. Balabancık köyü civarında Ergene ile birleşir. Bundan itibaren daha çok kıvrımlar yaparak güney-batıya doğru akar ve Enez ilçesinden Ege denizine dökülür. Türkiye-Yunanistan hududu boyunca 185 km.lik bir uzunluğa sahiptir. Derinliği 60 cm ile 520 cm arasında değişir. Arda ve Tunca’nın birleştiği yerde artar. Arazi sulanmasında ve balığından faydalanılır.



Arda Nehri

Pazarkule hudut kapısından Edirne iline giren Arda ırmağı, 1 km. sonra Ardakule mevkiinde Meriç nehri ile birleşir ve Meriç ismi altında doğuya doğru akarak ileride Tunca’yı da alır. Güneye doğru yer değiştirir. Derinliği 10 cm. ile 300 cm. arasında değişir. Debisi belli değildir. Bizde çok az kısmı olduğu için faydalanılamaz.



Tunca Nehri

Edirne’nin kuzeyinde Uzunbayır mevkiinde il hududuna girer. Suakacağı köyüne kadar hududu teşkil ederek güneye doğru akar. Edirne’nin Kirişhane mevkiinde Meriç’le birleşir. Meriç adı altında Enez’e doğru akar. Yaklaşık olarak boyu 48 km. dir. Derinliği 82 cm. ile 540 cm. arasında değişir. Saniyede 31 m3  su taşır. Yatağı az eğilimli olduğundan ovaların sulanmasını kolaylaştırır.



Ergene Nehri

Meriç nehrinin bir kolu olan Ergene, Tekirdağ’a bağlı Saray ilçesinin kuzeyini kaplayan Istıranca dağlarındaki Karatepe’den çıkar. Geniş bir yay çizer. Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesinden geçerek Edirne topraklarına girer. Uzunköprü’den geçerek Balabancık köyü yakınında Meriç nehri ile birleşir. Uzunköprü, Meriç ve İpsala topraklarının bir bölümünü sular, ilkbahar ve kış aylarında suları taşan Ergene ırmağının suları yazın azalır. Saniyede 47 m3 su taşır. Edirne’nin önemli dereleri arasında Pravadi, Süloğlu, Basamaklar, Keşan ve Büyükdoğanca deresi gibi ünlü dereler yer alır. Bu dereler tarımsal arazinin sulanmasıda kullanılır.  Akarsu  Uzunluk   (km) İl Sınırları İçindeki Uzunluğu (km) Toplam Uzunluğa Oranı (%)  Debisi (m3/sn) İl Sınırları içinde Başlangıç ve Bitiş  Noktası Kolu Olduğu Akarsu



GÖLLER VE BARAJLAR

Edirne İli’nde, akarsular dışında kalan yüzey sularını, doğal göller, barajlar, rezarvuarlar ve göletler oluşturur. Doğal göllerin başlıcaları Meriç’in denize döküldüğü Enez yöresidir.



Gala Gölü



Gala gölü’nün çevresi bataklıktır. Yüzölçümü yaklaşık 7,7 km2 olan göl, Meriç Irmağı ile bağlantılıdır. Meriç Irmağı’nın zaman zaman taşıdığı maddeler, gölü bağlantıyı sağlayan ayağını kapatmaktadır. Böyle durumlarda Gala Gölü, çevre toprakları su altında bırakmakta ve Gala Gölü ile Pamuklu Göl birleşmektedir. Ortalama derinliği 70 cm’dir. Çok tuzlu olan suları kullanılmaz. Göl çevresi bütünüyle bataklıktır. Bu bataklıkların doğal bitki örtüsü sazlık ve kamışlıktır. Kışın bu bataklıklar ulaşım olanağı vermez. Yazı ise kuruyan yerlerden geçilebilir. Kışın Ocak ve Şubat aylarının soğuk günlerinde, yüzeyinde ince bir buz tabakası oluşan Gala Gölü’nden temel yararlanma biçimi balıkçılıktır.



Dalyan Gölü:

 Enez İlçesi’nin güneyinde bulunan Dalyan Gölü’nün alanı, yaklaşık 3,4 km2 ’dir. Göl alanı, göle dökülen akarsuların taşıdığı su miktarına bağlı olarak yaz ve kış aylarında değişiklik gösterir. Göl kıyılarında 10-20 cm arasında olan derinlik, ortalara doğru 1,5 metreye dek artmaktadır. Göl suları sodyumlu ve tuzlu olup kullanılmaz. Kumluk olan göl çevresinde herhangi bir doğal bitki örtüsü yoktur. Göl çevresi kışın ulaşıma olanak vermez. Yazın ise kuruyan yerlerinden her türlü araç geçebilir.



Taşaltı Gölü

Dalyan Gölü’nün doğusundaki Taşaltı Gölü’nün yüzölçümü, yaklaşık 70 hektardır. Kışın yağışların etkisiyle göl alanında değişiklikler olur. Sığ bir göl olup, en derin yeri 80 cm’dir. Suyu orta derecede tuzludur. Gölün kuzey kıyılarında çeltik ekimi yapılır; öbür kıyıları ise bütünüyle bataklıktır. Kışın, soğuk günlerde yüzeyinde ince bir buz tabakası oluşur. Bataklık kesimler yaz aylarında ulaşıma olanak verir.



Tuzla Gölü

Doğuda İrik tepesi, Kuzeyden Vakıf Gölü, güneyden ise Saros Körfezi ile çevrilidir. Bu alan mevsimlere göre değişebilir. Çok tuzlu olan suları kullanılmaz. Göl çevresi kumluktur; üzerinde herhangi bir doğal bitki örtüsü yoktur. Batısında ulaşım olanağı yoktur. Öbür kıyıları, taban sağlam olduğundan ulaşıma elverişlidir.



II.Tuzla Gölü

Saros Körfezi’nin kuzeyinde bulunan II.Tuzla Gölü sığ bir göldür, suyu tuzludur ve kullanılmaz. Kumlu olan kıyılarında ulaşım yapılamaz; öbür kıyılarında ise ulaşım rahattır. Çevresinde doğal bitki örtüsü yoktur.



Bücürmene Gölü

Dalyan Gölü’nün güneyindeki Bücürmene Gölü’nün alanı yaklaşık, 76 hektardır. Bu alan mevsimlere göre değişebilmektedir. Ortalama derinlik 50-80 cm arasında değişir. Suyu sodyumlu ve tuzlu olduğundan kullanılmaz. Kuzey ve doğu bölümlerinde doğal bitki örtüsü sazlık ve kamışlıktır. Bunun dışında kalan kıyıları kumluk olduğundan herhangi bir bitki örtüsü yoktur. Göl çevresinde kışın ulaşım yapılmaz. Soğuk günlerde yüzeyinde bir buz tabakası oluşur.



Sığırcık Gölü

Kuzeybatıda Karpuzlu köyü, kuzeyden Çeşme sırtı, doğudan Muratlı Korusu ile çevrili gölün güneyinde Pamuklu Göl vardır. Yüzölçümü yaklaşık 1.8 km2’dir. Sığ bir göldür; yazın suyu çok azalır. Suyu tuzlu olduğundan kullanılmaz. Batı kıyılarında tarım yapılır. Öbür kesimler ise bataklık ve sazlıktır. Kışın ulaşım yapılamaz; yazın kuruyan yerlerinden her türlü araç geçebilir.



Pamuklu Göl

Sığırcık Gölü’nün güneyindeki göl, Hisarlık Dağı eteklerindedir. Yağışlı mevsimlerde genişleyen göl, yaz sonlarına doğru küçülür ve kimi yıllar tümüyle kurur. Derinliği ortalama 70 cm’dir. Çevresi bataklık ve sazlıktır. Kışın soğuk günlerde donar; hiç bir mevsimde ulaşıma olanak vermez.



Gölbaba

Gölbaba, Merkez ilçeye bağlı Büyükdöllük ve Değirmenyeri köyleri arasındadır. İlkbaharda gölün suları azalmaya başlar ve gölün ortasında bir adacık oluşur. Yazın göl, tümüyle sazlık ve bataklık durumuna gelir. Romatizmalılar şifa bulmak için gölün bataklığına girerler. Gölden başka bir yararlanma şekli yoktur. Edirne İli’nde bunlardan başka, çukurlukların sularla dolması sonucu oluşmuş çok sayıda kaya gölü vardır. Dere ve sel sularıyla beslenen bu göller önemli değildir.



Altınyazı Barajı

Uzuköprü’nün Altınyazı ilçesinde kurulmuştur. Sulama ve taşkından korunma amacıyla kurulan baraj, toprak dolgu tipindedir. Yüksekliği, 23 m. ve sulama alanı 2.300 hektardır.



Kadıköy Barajı

Kadıköy sınırları içinde kurulmuş olan toprak dolgu tipindeki baraj, 4.000 hektar alanı sular. Barajın oylumu ise 41.600.000 m3’tür.



Alıç Regülatörü

Basamak Deresi üzerinde kurulmuş yaklaşık 9 m. yüksekliğinde 900 m. uzunluğunda olan regülatörün topladığı sular, 12 km’lik  kanalla Altıyazı Barajı’na aktarılmaktadır.



Sultanköy Barajı

İpsala sınırları içinde olup, sulama amacıyla yapılmıştır. Yüksekliği 26.9 m, yüzölçümü ise 390 ha. dır.



Süloğlu Barajı

Süloğlu Deresi üzerinde sulama, taşkın koruma ve içmesuyu amacıyla yapılmıştır. Yüksekliği 50 m, yüzölçümü ise 380 ha. dır. 3.500 ha. alanı sulamaktadır.



BİTKİ ÖRTÜSÜ

Bitki örtüsünü incelerken Edirne ilini ele alırsak, il topraklarının %  47’si tarım yapılan topraklar, % 13’ü ağaçlık ve ormanlık % 34’ü çayır ve otlaklar, % 6’sı da ürün vermeyen topraklardır.  Trakya’da orman yalnız Istıranca dağlarındadır. Buradaki ormanlar keresteden çok mangal kömürü olmaya elverişli meşelerdir. Edirne ilinin % 11-13 dolayı küçük bir kısmı ormanlıktır. Bitki örtüsünü, Meriç havzası bakımından ele alırsak, bitki örtüsü havzanın iklim, toprak ve rölyef gibi çevre şartlarına uymaktadır. Havzanın yağış alma miktarı, kış aylarında fazlalaşır, yaz aylarında ise azalır. Bu suretle, tabii bitkilerin gelişim devrelerinin ilk aylardaki su noksanlığını, kış aylarında toprakta birikmiş bulunan nemden karşılanmaktadır. Havzada nisbi nem oldukça yüksektir. Bu durum havza bitki örtüsü üzerinde olumlu bir etki yapmaktadır. Rüzgarlar, bitki gelişimi bakımından, arttırıcı nitelikte değildir. Meriç havzasında tesbit edilen altı büyük yoprak grubu içerisinde en yaygın olanlar, Kalkersiz Kahverengi Topraklar ile Kalkeriz Kahverengi Orman Topraklarıdır. Bunlardan sonra Vertisolle, Alüvyaller, Kahverengi Orman Toprakları ve Hidromorfik Alüvyal topraklar gelmektedir. Alüvyaller genel fiziksel ve kimyasal karakteristikleri itibarıyla tabii bitki türlerinin hepsine uygun bir nitelik gösterir. Havzanın kuzey ve güneyindeki yüksek arazilerdeki dağnık olan Kahverengi Orman Toprakları, tabii bitki türlerinden birçoklarının gelişimi için uygun nitelik göstermektedir. Hidromorfik Alüvyal topraklar, yüzey ve dahili drenajları bozuk olduğundan, ancak suyu seven Carex, Thyphae ve kamışlar gibi bitkilerin gelişme ve büyümesine uygun nitelik taşımaktadır. Tuzu seven bazı tabii bitki türleri de, bu toprakların tuzlu ve bozuk drenajlı kısımlarında gelişebilmektedir. Istıranca dağlık kütlesinin güney yamaçlarında, kuru ormanların meşe ve gürgen ağacı toplulukları; Koru dağlarının kuzey yamaçlarında ise yine kuru ormanların meşe ve çam ağacı toplulukları yer almaktadır. Her iki dağlık arazinin çevresindeki platolarda da dağınık meşe toplulukları vardır. Az olarak da gürgen topluluklarına rastlanır. Bu ormanların Belgrat ormanlarından farkı Fagus Orientalis’in eksikliğidir. Burası nemoral kademedir ve deniz kenarında dar bir şerit içinde bulunan Akdeniz vejeterasyonuna inkılap eder. Ergene havzası kuzey ve güneyden oldukça yüksek dağlarla çevrili bulunduğundan, etrafındaki arazilere göre daha az yağış almaktadır. Sırtlar ve yüksekçe tepelerin tahrip görmeyen kesimleri meşelerle kaplıdır.





Trakya bitki örtüsünün coğrafi dağılışını Dr. Yusuf Dönmez’e göre 5 grupta inceleyebiliriz:

-Nemli Ormanlar,

-Kuru Ormanlar,

-Antropojen Step,

-Maki, Psedomaki ve kıyı bitkileri.

Meriç havzasında yer alanlar Kuru  Ormanlar, antropojen step ve maki-psedomaki grupları ile bunların türlerinden ibarettir. Kuru Orman grubu, Istranca dağlık kütlesinin güney yamaçları ile Koru dağlarının kuzeyindeki yüksek meyillerde ve bu arazilerin Ergene havzasına doğru uzanan platolarında yaygındır. Kuru ormanlarından meşeler türce zengindir. Yine Kuru Ormanlar grubu içerisinde Gürgen Ormanı olarak Doğu Gürgeni, Adi Gürgen türleri karışık olarak bulunur. Çam Ormanı türleri olarak Kızılçam, Karaçam, Dişbudak türleri olarak Fraxinus, Oxycarpa, ayrıca Karaağaç, Kızılcık, Karaçalı, Doğu Çınarı, Yabani Armut, Akçaağaç bulunur. Aynı arazilerde maki formasyonu olarak Kermez Meşesi, Katran Ardıcı, Akçekesme türlerine rastlanır. Ergene havzasını kaplayan Antropojen step sahasının büyük bir kısmı ağaçtan yoksundur. Ancak bu havza iklim yönünden tabii step sahasının dışında kalır ve orman kalıntılarını ihtiva eder. Kuru Orman grubunda bulunan Tüylü Meşe, Mazı Meşesi, Macar Meşesi ile Karaağaç ve Karaçalı gibi tabii bitki türleri bu havzada da bulunmaktadır.

       Meriç nehri taban arazilerindeki akarsu boylarında söğüt ve kavak türlerine rastlanır. Havzanın her tabii bitki örtüsü arasında yer alan yem bitkilerinden daha çok, buğdaygil bitki türleri yaygındır. Bunlar iklim, toprak, rölyef şartlarına ve beşeri tesirlere bağlı olarak türlü otlatma kapasitesi ve kapalılık durumu göstermektedir. Kalkersiz Kahverengi Toprakların yayıldığı arazilerin yem bitkileri türlerini ise, Aktavus, Sakal oto, Köpek dişi, Festuca Glauca, iyi drene olmuş kısımlarda phleum Nodosum ve baklagillerden Lotus Edulis Lupinus Angostifolius. Adifiğ teşkil etmektedir. Kalkersiz Kahverengi Orman ile Kahverengi Orman Topraklarının yayılma sahasında yem bitkilerinden, Yüksek Otlak Ayrığı, Çayır Tilki Kuyruğu, Sakal Out, Köpek Dişi, Festuca Glauca ve Lotus Edulis, Adifiğ rastlanır. Vertisol topraklarının yem bitkileri türlerini Domuz Ayrığı, Dactylis Hispanica ve Stipa Orientale gibi bitkiler teşkil etmektedir. Hidromorfik Alüvyal topraklar ile genç alüvyallerin drenajı bozuk ve oldukça rutubetli kısımlarında Yem Kanyaşı ve Phalaris Canariensis, iyi drene olmuş alüvyal düzlüklerde ise Domuz Ayrığı, Dactylis Hispanica gibi bitki türleri yer almaktadır. Diğer ormanlar dışında Karaağaç bülgesini de ele aldığımızda, şehrin temiz bölgelerinden biri olduğunu görmekteyiz. Oksijen üreten bir alan doğal yaşamın tam anlamıyla hüküm sürdüğü bir kesimdir. Gözlemler sonucu görülen bostan ve bahçe ziraatleri de bu yörenin ekolojik yapısını bozmamakta şehrin taze sebze ve meyva alanları olarak da sayılabilmektedir. Yörenin bu kesiminde bulunan asırlık çınar ağaçlarının yaz aylarında gölgelik yaptığı, gürültüyü yaydığı, yağmuru toprak üzerine dengeli düşürdüğü de açıkça görülür. Yörenin bu kesiminde daha çok geniş yapraklı ağaçlar, seyrek olarak da iğne yapraklara rastlanmaktadır.



İKLİM

 Marmara bölgesinin Trakya kesiminde yer alan ilimiz soğuk yani karasal bir iklime sahiptir. Fakat bazı yıllarda ılık ve yağışlı bazen de tamamiyle Karadeniz iklimi hüküm sürmektedir. İlin yıllık sıcaklık ortalaması 13.5 derece ve ortalama yıllık yağış miktarı da 600 mm. civarındadır. Yılda ortalama olarak 20 gün karla örtülüdür. 60 Gün kadarda donlu gün görülür. Ortalama rüzgar hızının 1,7 m/sn. olduğu kentte, egemen rüzgar, yıl içerisinde toplam 4 bin kez esen, kuzey rüzgarıdır. (Yıldız) Bunu kuzeybatı (yıldız-karayel) ve güneydoğu (Keşişleme) rüzgarları izler. Kentte en hızlı rüzgar, saniyede 28.9 m. hızla esen güney rüzgarıdır. Mahalli en yüksek basınç 1931-1965 yılları arasıda yapılan rasatlara göre 1038,1, en düşük basınç ise 979,9 olarak tesbit olunmuştur. Nispi nem ise % 71 olarak tesbit olunmuştur. Ortalama buharlaşma miktarı 910 mm.; sisli günler sayısı da 27’dir. Güneşleme müddeti 6.5 saat, hakim rüzgar istikameti ise Kuzey yönüdür. Edirne, hem Akdeniz ikliminin hem de Orta Avrupa’ya özgü kara ikliminin etkisi altında kalan bir geçiş bölgesidir. Bölge, Karadeniz, Ege ve Marmara denizlerininde etkileriyle zaman  zaman ve yer yer farklı iklim özellikleri gösterir. Kışlar, Akdeniz iklimi etkisini gösterdiği zamanlarda ılık ve yağışlı, kara iklimi etkisini gösterdiğinde de oldukça sert ve yağışlı geçmektedir. Yazlar sıcak ve kurak, bahar dönemi ise yağışlıdır. İl’in bitkisel üretim açısından önem taşıyan Ergene Havzası’nda ise sert bir kara iklimi egemendir. Çevresi dağlarla sınırlı olan bu yörenin denizlerden gelen yumuşatıcı etkilere kapalı olması bu iklim yapısını ortaya çıkartmaktadır. Edirne’de yıllık sıcaklık ortalaması, 13.5c dir. Bu değer komşu il merkezlerinden Çanakkale’de 14.6c, Kırklareli’nde 13.0c, Tekirdağ’da ise 13.7c  dir. İl’de en sıcak aylar, haziran, temmuz, ağustos en soğuk aylar ise aralık ve ocaktır. Yaz ayları ortalama sıcaklığı ise 23.4c dir. Yağışların yıl içersinde düzenli olarak dağıldığı Edirne’de, yıllık yağış miktarı 603.5 mm. dir. İl’e en çok yağış kasım, aralık ve ocak aylarında düşmektedir. Turizm sezonu olan haziran, temmuz ve ağustos aylarında toplam 107.4 mm yağış düşmektedir. Ortalama rüzgar hızının 2.9 m/sn. olduğu Edirne’de egemen rüzgar, yıl içerisinde toplam 4.018 kez  esen kuzey rüzgarıdır. (N) . Bunu, kuzey-kuzeybatı  (NNW) ve güneydoğu (SE) rüzgarları izlemektedir. Edirne’de en hızlı rüzgar saniyede 28.9 m. hızla esen güney rüzgarıdır. (S)